“Bir ileri besleme versem!”

Geri beslemenin tanımı hakkında hepimiz hem fikir miyiz? Benim naçizane fikrim, geri besleme ile ilgili ortak kanıların olduğu, ancak bu kanıların bizde yanlış bir şekilde oluştuğu ve yerleştiği yönünde. Bu yazımda geri besleme ile ilgili var olan ve yanlış olan algıları dilim döndüğünce değiştirmeye ve farklı bir bakış açısı getirmeye çalışacağım.

Yöneticiniz sizin yanınıza gelip “Biraz zamanın var mı; geri besleme vermek istiyorum.” dediğinde sizde ne gibi duygular uyanıyor? Hepimiz adına, kaygı düzeyimizde bir artış hissettiğimizi, korkuya kapıldığımızı belirtmek yanlış olmayacaktır diye düşünüyorum. Bu duyguları yaşama nedenlerimizin neler olabileceği ve bu duyguları yaşadıktan sonraki tepkilerimizin ne yönde olduğu ile aslında olması gerekenlerin neler olduğu üzerinde hep birlikte düşünelim.

ABD’li psikolog Abraham Maslow, insanların hayatlarını sürdürebilmeleri için ihtiyaç duydukları  şeyleri gereksinim piramidinde yalın ve öz bir şekilde açıklamış. O ya da bu şekilde, bu teoriden haberdar olduğumuzu bilmeme karşın ben yine de kategorileri tekrar beynimizde canlandırmak istiyorum:

piramit

 

Maslow bu teorisine bir de şunu ekler: “Eğer kişi belirli bir gereksinim kategorisindeki ihtiyaçlarını tam olarak giderememişse diğer kategorideki gereksinimlerini gidermeyi düşünemez. Yani kişi bu piramitteki basamakları adım adım çıkar.

Bu basamakları çıkmaya çalışırken bazı engellerle karşılaşabiliriz. Örneğin maddi anlamda zorluklar yaşıyorsak temel ihtiyaçlarımızı karşılamakta zorlanırız. Bu piramitte karşımıza çıkan engellerden bir diğeri de, “geri besleme”’lerdir. İş ortamında tam aidiyetlik duygusunu yaşamaya başlayacak olan kişi, “başkaları tarafından benimsendim, kabul gördüm, artık konumumu sağlamlaştırıp, başarımın tadını çıkartabilirim” diye düşünmeye başlamışken bir anda geri besleme verileceği gerçeği ile yüzleşir ve  bu piramitteki gereksinimlerini karşılamayacağı hissiyatı ile karşı karşıya kalır.

Dolayısıyla bizler “geri besleme” kavramını duyduğumuz anda kaygı ve tedirginlik yaşarız ve geri beslemeleri o anda bir tehlike, tehdit olarak algılarız. Dolayısıyla geri besleme, verileceği an itibari ile bizde korku yaşattığı için bu korku karşısında vücudumuz da bizi buna hazırlar ve bir tepki oluşturur. Bu tepki “kavga et- kaç” tepkisi (fight or flight response) olarak bilinir. Kalp atışımız hızlanmaya başlar, kan şekerimiz yükselir, ellerimiz terlemeye başlar ve kaslarımız gerilmeye başlamıştır. Beynimiz çoktan adrenalin ve nöradrenalin hormonlarını salgılamıştır. Kortizol hormonumuz da arttığına göre artık savaşa girmeye, kalkanlarımızı devreye geçirmeye hazırızdır.

Geri besleme zamanlarını genelde biz güç, gövde gösterisi şeklinde algılarız. Çünkü bizden daha üstün yeteneklere ve/veya statüye sahip kişiler,  bizim yaptığımız bir davranış hakkında yorumlarda, değerlendirmelerde bulunuyordur. Hofstede’nin de araştırmalarında vurguladığı gibi, yüksek güç uzaklığının ve hiyerarşinin kendini çok fazla hissettirdiği yerlerde, yani bizzat ülkemizde, alışılagelmiş düzen şu şekilde değil midir: “Öğretmenler öğrencilerine, yöneticiler çalışanlarına geri besleme verir.” Bunun tam tersi yönde olan uygulamalara yer verildiğini görsek de(örn;  kurumlardaki 360 derece performans değerlendirmeleri ya da üniversitelerdeki dönem sonlarında öğrencilerin hocalarını değerlendirmeleri), bizim tarafımızda geri beslemenin eşit şartlar altında yapıldığı algısını yaratmak çok zordur.

Hele geri beslemenin olumlu olabileceğine yönelik söylemlere inanmak, algıyı bu şekilde değiştirmeye çalışmak işleri daha da zorlaştırıyor. Çünkü  bizdeki genel kanı şu yöndedir: “Kişi ya da kurumlar yaptıkları işlerle ilgili herhangi bir geri besleme almıyorlarsa, bu işlerin gayet yolunda gittiğinin, herhangi bir sıkıntı olmadığının göstergesidir.  Öte yandan, eğer herhangi bir durum yanlış gidiyorsa bu durumun daha büyük sıkıntılara yol açmaması amacıyla bunun hemen düzeltilmesine ihtiyaç duyulur ve hemen geri  besleme verilir. “ Durum buyken geri  besleme ile ilgili olumsuz algıyı olumluya dönüştürmek ve vücudumuzun tehdit olarak algıladığı uyaran karşısındaki tepkilerini düzenlemek,  deveye hendek atlatmaktan daha zordur. Ama ben zoru denemeye karar verdim :). Buna ilk olarak geri beslemenin tanımını daha net bir şekilde ifade etmeye başlamakla başlayacağım.

Johari penceresi nedir bilir misiniz? Kişinin gizli, açık, bilinmeyen yönlerinin oranını bulmaya yarayan  şu şekilde dört gözlü bir penceredir:

Johari Penceresi

Kişinin kendini başkalarına açmaya ne ölçüde istekli olduğunu bize gösterir. Bu pencerelerden kişi için en tehlikeli olan ve küçültmeye çalışması gereken alan “Kör Alan” dır. Kör alanı geniş olan insanlar genelde tek yönlü iletişimi tercih eden, savunmacı, eleştirilere kapalı kişilerdir. Tam da geri besleme burada aktif bir şekilde devreye giriyor. Aslında geri besleme, kişinin kendisinin bilmediği, fakat diğerleri tarafından bilinen özelliklerin açığa çıkartılmasıdır. Geri beslemelerin sıkça verilmesi kişiye avantaj sağlar ve kendisi hakkındaki farkındalığının artmasını sağlar. Bu nedenle geri besleme alırken kişinin tek yapması gereken “dinlemek”’tir.

Geri besleme aslında üç ana öğeyi içinde barındırır:

asamalar last

Çok basit bir şekilde bu aşamaları değerlendirdiğimizde geri beslemeyi verdiğimiz kişiyi, kendini savunmasını gerektirecek bir olguyla karşı karşıya bırakmamış oluyoruz.  Geri besleme kendi içinde nesnel (var olan durum, gerçek) bir durumla ilgili öznel (kişinin duyguları, algıları ve istekleri) değerlendirmeler içerdiği için, doğası gereği tartışma gerektirmeyi içinde barındırmaz. Çünkü kendinizi savunmaya geçerek, karşı karşıya kalınan durumla ilgili geri beslemeyi veren kişiye yaşattığınız duygu ve düşünceleri değiştirmeniz mümkün değildir.  Karşılıklı diyalog ortamında gerçekleştirilen, karşı tarafa da söz hakkı vermeyi gerektiren, ve sürekli geri besleme ile karıştırılan kavram aslında “eleştiri” dir.

En başa dönecek olursak geri besleme vermek kişinin aidiyet/ sevgi ya da saygınlık gereksinimlerini karşılamasına engel olacak bir durum değildir ve dolayısıyla bu gereksinimleri karşılamak adına kişide bir engelle mücade etme hissiyatı oluşturmamalıdır.

Özellikle kurum ve kuruluşlarda geri besleme vermek, performans değerlendirmeleri yapılırken sıklıkla karşılaşılan bir durum. Bu aşamaya gelmeden önce, en başında kişiler birbirleriyle samimiyet ve şeffaflık ilkeleri göz önünde bulundurularak geri besleme ile ilgili bu üç aşama hakkında fikir birliğine varırlarsa hem geri beslemeyi veren kişinin hem de alan kişinin iş hayatındaki en büyük kabuslarından biri ortadan kalkmış olur.

Yanlış yapmaktan çekinmediğiniz, tam tersine yanlışları doğruya giden yoldaki önemli yapıtaşları olarak gördüğünüz, ileriye yönelik yatırımlarınızı aldığınız geri beslemeler ışığında taçlandırdığınız, ve dolayısıyla “geri besleme” kavramını “ileri besleme” ile değiştirdiğiniz nice korkusuz günleriniz olsun!

4 thoughts on ““Bir ileri besleme versem!”

  1. Ali Eranil on

    Merhabalar
    Öncelikle bu güzel yazınız için sizlere teşekkür ediyorum. Eleştiri konusunda daha fazla detay vermenizin yazıyı daha da zenginlestirecegini düşünüyorum. Geri besleme konusuyla karıştırılan diğer konuların ayırt edilmesine yardımcı olacak ipuçlarını belki başka bir yazıda şahsım adına görmek isterim.
    saygılar.

  2. Özlem Yürekli on

    Öncelikle değerli yorumlarınız ve verdiğiniz geri besleme için çok tesekkür ederiz Ali Bey. Bu içten yorumlarınız, önerileriniz ve beğenileriniz gelecek zamanlardaki blog yazılarımız için ilham kaynağı olacaktır.Bu yazının devamı belirttiğiniz gibi “geri besleme, eleştiri, değerlendirme, övgü vb.” kavramlar arasındaki benzerlik ve farklılıklar üzerine olabilir. Bu konuyu değerlendirmeye alacağız. Bunun biraz zaman alabileceğini belirtmek isterim çünkü her ayın blog konusunu cok önceden planlıyoruz. Tekrar tesekkürler.

  3. Nilay Tüfek on

    Merhabalar,
    Ben yazıyı çok beğendim. Üzerinde çalışıldığı ve faydalı olmak için yazıldığı çok belli. Nitekim benim için de çok faydalı oldu. Paylaşıp daha fazla kişinin görmesini sağlayacağım.
    Teşekkürler.

  4. Özlem Yürekli on

    Nilay Hanım gerçekten sizin de belirttiğiniz gibi bu yazı için oldukça emek harcadık. Bu emeğin okuyucular tarafından algılandığını ve takdir edildiğini görmek bizim için çok değerli. Bizim de amacımız geri besleme/geri bildirim konusu ile ilgili yanlış temellendirilmiş algıları değiştirmek yönünde. Bu nedenle bu yazının daha fazla kişiye ulaştırılması konusundaki katkılarınız oldukça önemli olacaktır. Biz şimdiden bu katkılarınız için çok teşekkür ederiz.

Leave a Reply